KANÛNÎ SULTAN SÜLEYMAN (I. SÜLEYMAN) HAN VE TÜRBESİ

Türbe, Eminönü, Süleymaniye’de, Süleymaniye Külliyesi, 377. ada, 5. parselde yer almaktadır.
Kanûnî Sultan Süleyman, onuncu Osmanlı padişahıdır. Yavuz Sultan Selim’in[1], Hafsa Sultan’dan[2], 27 Nisan 1495 tarihinde, Trabzon’da dünyaya gelen oğludur. Küçük yaştan itibaren iyi bir terbiye ve tahsil ile yetiştirildi. Manisa Valisi iken, babası Yavuz Sultan Selim’in 22 Eylül 1520 tarihinde vefat etmesi üzerine, 30 Eylül 1520 yılında tahta çıkmıştır. Padişahlığı sırasındaki onüç sefere bizzat kendisi iştirak etmiş ve bu seferler başarı ile sonuçlanmıştır. Kanuni Sultan Süleyman Han’ın çıktığı seferler ve başlangıç tarihleri şöyledir; Belgrat Seferi (18 Mayıs 1521), Rodos Seferi (16 Haziran 1522), Mohaç Seferi (23 Nisan 1526), Viyana Seferi (10 Mayıs 1529), Alman Seferi (25 Nisan 1532), Irakeyn Seferi (11 Haziran 1534), Polya Seferi (17 Mayıs 1537), Karabuğdan Seferi (8 Temmuz 1538), İstabor Seferi (20 Haziran 1541), Estergon Seferi (23 Nisan 1543), İran Seferi (29 Mart 1548), Nahçivan Seferi (28 Ağustos 1553) ve son seferi olan Zigetvar Seferi (1 Mayıs 1566)’dır. Kanûnî Sultan Süleyman Han, devrinde Kaptan-ı Deryalığa getirilen Barbaros Hayreddin Paşa (Vef:1546), donanması ile birçok başarı kazanmış ve Akdeniz bir Türk gölü haline getirilmiştir. 1538 yılında devrinin en büyük deniz savaşı olan Preveze Deniz Savaşı kazanıldı. Babasından 6.557.000 km² olarak devraldığı Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarını 14.893.000 km²’ye çıkarmıştır. 1520-1566 tarihleri arasında kırkaltı sene saltanat sürmüştür. Saltanatı boyunca devamlı çıktığı seferler onu yormuş ve son günlerinde otağından çıkamaz olmuştur. Kanûnî Sultan Süleyman Han, 7 Eylül 1566 tarihinde Zigetvar Seferi’nde iken vefat etmiştir. Devrin Sadrazamı Sokollu Mehmed Paşa[3], ordunun dağılmaması için vefat haberini gizlemiş, Zigetvar Seferi başarı ile sonuçlanınca Şehzade Selim’e (II. Selim) bir mektupla babasının vefat ettiğini ve İstanbul’a gelerek tahta çıkmasını bildirmiştir.
Kanûnî Sultan Süleyman Han’ın naaşı, misk, amber ve ezfer ile mumyalandı, iç organları ise Zigetvar’da gömüldü. Otağ-ı Humayun’un altına bir mezar kazıldı ve mumyalanmış naaşı, toprağa emanet verildi. Naaşı, buradan alınarak, kırkiki gün sonra İstanbul’a getirildi. Kanûnî Sultan Süleyman Han’ın, Zigetvar’daki vefat ettiği yere sonradan bir türbe inşâ edilmiştir. Osmanlı idaresi zamanında, ziyaretgâh olan bu türbe sonraları bakımsızlıktan harap olmuş ve XVII yy.’da kilise haline gelmiştir. Bugün türbe yoktur. Sadece kilise görevlileri tarafından “Süleyman’ın kalbi buradadır” diye bir ibare konulmuştur. Kanûnî Sultan Süleyman Han, ne babası gibi asabi, ne de yumuşak tabiatli idi. Kendi kişiliğini ağzından anlatan 1538 senesinde, Bender Kalesi üzerine koyduğu kitabede şöyle denmektedir; “Ben Allah’ın kuluyum ve bu cihan mülkünde Sultanım, Allah’ın lütfiyle Muhammed (S.A.V.) ümmetinin başındayım. Allah’ın (C.C.) üstünlüğü ve Muhammed’in (S.A.V.) mucizeleri bana yoldaştır. Ben Mekke ve Medine’de adına hutbe okutan Süleyman’ım, Avrupa denizlerinde, Mağrip’te ve Hint’te donanmalar yürüten ben, Bağdat’a Şah, Bizans ülkelerine Kayser ve Mısır’a Sultanım. Ben Macar Kralı’nın taç ve tahtını alıp, bir mütevazi kuluna bağlamış bir Sultanım. Petro Voyvoda baş kaldırdı, ama atımın nalı onu toza kattı ve Boğdan ülkelerini fethettim.” Siyasî değeri ve ehemmiyeti dolayısıyla Kanûnî Sultan Süleyman Han’a, Batılı tarihçiler tarafından “Muhteşem” veya “Kanûnî” denilmiştir. Bu lâkapları, devrinin en muhteşem hükümdarı olması, kanun, nizâm ve adalete çok dikkat etmesi, mevcut kanunları yazdırıp, çok sıkı bir şekilde tatbik etmesinden dolayı kazanmıştır. Adaleti dolayısıyla bazı kaleler savaşmadan Kanûnî Sultan Süleyman Han’a teslim olmuştur. Bazı Avrupa memleketlerindeki Hıristiyan ahali de böyle bir idare altında yaşamak için kendi istekleri ile Osmanlı Devleti’nin himayesine girmiştir. Hatta, İngiltere Kralı VIII. Henry, İngiltere Adliyesi’ni ıslah etmek üzere, bir heyeti Osmanlı Devleti’ne göndermiştir ve Türk Devleti, İngiliz Adliyesi’ne örnek olmuştur. Kanûnî Sultan Süleyman Han, birçok vakıf eseri bırakmıştır. Kızı Mihrimah Sultan adına, Edirnekapı ve Üsküdar’da camiler, hanımı Hürrem Sultan[4] namına Haseki Sultan Camii’ni, medrese ve darüşşifa yaptırmıştır. Ayrıca, kırk çeşme denen su yollarını, Büyükçekmece Köprüsü’nü inşa ettirmiştir. Sadece İstanbul’da değil, İmparatorluğun diğer şehirlerinde de imar faaliyetlerinde bulunmuştur. Konya’da Mevlâna Celâleddin Rumî Türbesi ve camisini yaptırmıştır. Kudüs’te bulunan “Kubbet-üs Sahra” denilen mukaddes mekânın içini ve dışını çinilerle kaplatmıştır. Zamanında, “Kâbe-î Şerif” de onarılmıştır. Kanûnî Sultan Süleyman Han, birçok ilim ve sanat adamını himaye etmiştir. Mimar Sinan onun döneminde yaşamış ve birçok ünlü esere imzasını atmıştır. Osmanlı, Sanat Tarihi’nin en ünlü eserlerinden biri olan Süleymaniye Külliyesi’ni, Mimar Sinan’a yaptırmıştır. Külliye; cami, medrese, darülhadis, iki türbe (Biri Kanuni Sultan Süleyman, diğeri Hürrem Sultan Türbesi), darüşşifa, imaretten oluşmaktadır. Süleymaniye Camii, 15 Ekim 1557 tarihinde ibadete açılmıştır. Zamanında, Türk Edebiyatı gözle görülür bir şekilde gelişmiştir. Bâki, Fuzûli, Âşık Çelebi onun zamanında yaşamıştır. Kanûnî Sultan Süleyman Han, şiirle de meşgul olmuş ve şiirlerini “Muhîbbî” mahlasını kullanmıştır. O’nun yazdığı şu beyit çok meşhurdur;
“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir neffes sıhhat gibi”
Kanûnî Sultan Süleyman Han’ın erkek çocukları; Sultan II. Selim, Bayezid, Abdullah, Murad, Mehmed, Mahmud, Cihangir, Mustafa, kız çocukları; Mihrimah Sultan ve Raziye Sultan’dır.
Kanûnî Sultan Süleyman Han Türbesi, Süleymaniye Külliyesi içinde yer alır. 1566 yılında tamamlanan, Mimar Sinan’ın[5] çok değişik bir anlayışla meydana getirdiği, sekizgen planlı, kesme taştan inşâ edilmiş türbe, etrafını çepeçevre dolanan revakı ve içte sekiz sütuna oturan iç kubbesiyle o güne kadar yapılmış olan türbelerden çok farklı olup, daha sonra da hiç tekrarlanmamıştır. Revak her cephede renkli beş sütunla taşınır. Türbenin girişinin tam üstünde, Mevlevî sikkesi şeklinde kesilmiş olarak duran “Hacer-ül Esved Taşı” yer almaktadır. Kapı kanatları kabartmalı ve fildişi kakmalıdır. Birinde; “Lailahe İllallah” diğerinde ise “Muhammed-ur Resulullah” yazılıdır. Kapının iki yanında, 16. yy.’a ait çini panolar yer almaktadır. Türbenin iç mekânı, yine 16.yy’a ait İznik çini panolarla kaplanmıştır. Bu panonun üzerinde yer alan Çini yazı kuşağında, Besmele ile başlayan Bakara Sûresi’nden Ayet-el Kürsi’yi ihtiva eden 255. ve 256. ayetleri yazılmıştır. Kubbe pandantiflerinde ise; “Allah”, “Muhammed”, “Ebûbekir”, “Ömer”, “Osman”, “Ali”, “Hasan”, “Hüseyin” isimleri okunur. Kubbe, kalem işleri ile süslüdür. Türbenin içinde yer alan abanozdan yapılmış ve fildişi kakmalı iki dolabın ahşap kapakları, devrin en güzel ahşap işçiliğinin örneklerindendir.
Türbede; Kanûnî Sultan Süleyman Han, Sultan II. Süleyman, Sultan II. Ahmed, Mihrimah Sultan, Saliha Dilaşûp Valide Sultan, Asiye Sultan ve Rabia Sultan’a ait olmak üzere toplam yedi sanduka vardır.
Sultan II. Süleyman; Yirminci Osmanlı padişahıdır. Sultan İbrahim’in, Saliha Dilaşûp Sultan’dan, 15 Nisan 1642 tarihinde, İstanbul’da doğan oğludur. 1687 yılında, kırkbeş yaşında padişah oldu. Devleti çok kötü şartlar içinde teslim aldı. İlk iş olarak, askerî zorbaların ortalığı karıştırması üzerine büyük bir temizliğe girişti ve asayişi kısmen de olsa sağladı. Sultan IV. Mehmed[6] devrinde Almanların eline geçen birçok yeri geri aldı. Köprülü Fazıl Mustafa Paşa’yı büyük muhalefete rağmen Sadrazamlığa getirdi. Devrinde; Lehistan, Rusya, Almanya ve Venedik ile aynı anda savaşıldı. Lehliler ve Ruslara karşı kesin zafer elde edildi. Venedikliler durduruldu. Almanlar’dan; Belgrat, Sırbistan’ın tamamı, Niş, Vidin ve Semendire alındı (1690). Sultan II. Süleyman, Köprülü Fazıl Mustafa Paşa’yı bu başarıdan sonra, İstanbul’a döndüğü zaman sevincinden ağlayarak karşıladı ve bizzat kendi hırkasını çıkararak ona giydirdi. Sultan II. Süleyman yakalanmış olduğu hastalıktan kurtulamayarak, 22 Haziran 1691 tarihinde vefat etti ve Kanûnî Sultan Süleyman Han’ın Türbesi’ne gömüldü. Yerine, kardeşi Sultan II. Ahmed tahta çıkmıştır. Sultan II. Süleyman, 1687-1691 tarihleri arasından; üç yıl, yedi ay, dört gün padişahlık yaptı.
Sultan II. Ahmed; Yirmibirinci Osmanlı padişahıdır. Sultan İbrahim’in, Hatice Muazzez Sultan’dan (Vef:1687), 25 Şubat 1643 tarihinde, İstanbulda doğan oğludur. Annesi onun terbiyesi ve tahsili ile sıkı bir şekilde meşgul oldu. Ağabeyi Sultan II. Süleyman’ın vefatı üzerine 22 Haziran 1691 tarihinde tahta çıktı. Köprülü Fazıl Mustafa Paşa’yı Sadrazamlıkta bıraktı. Salankamen Meydan Muharebesi’nde, Köprülü Fazıl Mustafa Paşa şehid düştü (1691). Venediklilerle Hanya’da şiddetli çarpışmalar yapıldı ve Hanya Zaferi elde edildi (1692). İstanbul’da 1693 senesinde iki yangın oldu ve 5.000 tane bina yandı. Sultan II. Ahmed 6 Şubat 1695 tarihinde elliiki yaşında iken Edirne’de vefat etti. Cenazesi İstanbul’a getirilerek Kanûnî Sultan Süleyman Türbesi’ne defnedildi. Sultan II. Ahmed hat sanatında çok mahir idi. Kendisi birçok Kur-an-ı Kerim yazmıştır. Ayrıca Arapça ve Farsça’ya vuküfu vardı.
Mihrimah Sultan; Kanûnî Sultan Süleyman Han’ın, Hürrem Sultan’dan 1522 yılında doğan kızıdır. Rüstem Paşa ile evlendi ve 1578 yılında vefat etti.
Saliha Dilaşûp Valide Sultan: Sultan İbrahim’in 3. hasekisidir. Sultan II. Süleyman’ın annesidir. 1689 yılında vefat etti. İki sene “Valide Sultan”lık yaptı.
Asiye Sultan: Sultan II. Ahmed’in, Rabia Sultan’dan doğan kızıdır. Çocuk denecek yaşta, 1695 yılında vefat etti.
Rabia Sultan: Sultan II. Ahmed’in eşidir. 1692 yılında ikiz şehzadelerden olan İbrahim ve Selim’i dünyaya getirmiştir. Sultan II. Ahmed 1695 yılında ölünce, Rabia Sultan, Eski Saraya gönderildi ve 1712 yılında vefat etti.
Türbe ziyarete açık olup, bugün bakımlı ve iyi durumdadır.
[1] Yavuz Sultan Selim ve Türbesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için, Bknz. Yavuz Sultan Selim Han ve Türbesi
[2] Hafsa Sultan ve Türbesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için, Bknz. Hafsa Valide Sultan ve Türbesi
[3] Sokollu Mehmed Paşa ve Türbesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için; Bknz. Sokollu Mehmed Paşa ve Türbesi
[4] Hürrem Sultan ve Türbesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için; Bknz. Haseki Hürrem Sultan ve Türbesi
[5] Mimar Sinan ve Türbesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için; Bknz. Mimar Sinan ve Türbesi
[6] Sultan IV. Mehmed ile ilgili ayrıntılı bilgi için; Bknz. Hatice Turhan Valide Sultan ve Türbesi
1.210 views
| Print article | This entry was posted by admin on 08 Haziran 2011 at 23:01, and is filed under İstanbul Türbeleri, Ziyarete açık türbeler. Follow any responses to this post through RSS 2.0. Yorum veya kendi sitenizden geribildirim yapabilirsiniz. |

