Ağustos, 2011 için arşivler
KARA AHMED PAŞA VE TÜRBESİ
11 Ağu
Türbe, Topkapı, Suriçi, Fatma Sultan Mahallesi, Kara Ahmed Paşa Camii dış avlusunda yer almaktadır.
Kara Ahmed Paşa, Kanûnî Sultan Süleyman[1] devri Sadrazamlarındandır. Aslen Arnavut’tur. Saray Okulu olan Enderun’da yetişti. Kapıcıbaşı, Yeniçeri Ağalığı (1520), Rumeli Beylerbeyliği ve Vezir-i Azamlık (1552) görevlerinde bulundu. Yavuz Sultan Selim’in[2] kızı Fatma Sultan ile evlenerek Saraya damat oldu. Macaristan, İran, Gürcistan, Tameşvar seferlerine katıldı. “Serdar” ve savaş kazanmış “Gazi” olarak halkın sevgisini kazandı. Rüstem Paşa’yı Sadrazam yapmak isteyen Hürrem Sultan bir entrika çevirerek, Kara Ahmed Paşa’yı 1555 yılında katlettirmiştir. Mezarının üzerine üç sene sonra türbe yapılmıştır.
Kara Ahmed Paşa Türbesi, külliye ile birlikte 1558 yılında Mimar Sinan’a[3] yaptırılmıştır. Dıştan altıgen, içten onikigen planlı, kesme küfeki taşından yapılmış, çift kubbeli bir yapıdır. Mimar Sinan’ın tarzı olan çift kubbe yapıya bir ihtişam katmaktadır. Türbenin giriş kapısı önündeki revak yıkılmıştır. Türbenin beş cephesinde iki katlı pencereler, altıncı cephesinde ise kapı ve bir pencere yer alır. Alt pencereler dikdörtgen söveli olup, üzerleri kaş kemer alınlıklıdır. Üst pencereler ise petek şebekeli olup, sivri kemerlidir. Kapı kademeli silmelerden oluşan dikdörtgen bir çerçeve içine alınmış olup, kırmızı ve beyaz taşlı, alternatif yay kemerlidir. Kapının üzerinde dikdörtgen mermer kitabesinde “Kelime-i Tevhid” yazılıdır. Kubbeden aşağıya inen üzüm salkımlarına ve yapraklarına benzeyen Geç Devir üslûplu sade bir kalem işi görülür. Türbede asılı, üzerinde yazı olan bir levha bulunmaktadır. Bu levha çok harap olduğundan harfleri seçilememektedir. Kara Ahmed Paşa’nın sandukasının başında evvelce mevcut olduğu belirtilen tarih levhası bugün yoktur. Bu levhada şunlar yazılıydı;
“Şehâdetle olûb me’va’ye âzim
Dediler salini Paşa-yı Rahmet
- H.962″ (M.1555)
Türbe içinde, Kara Ahmed Paşa tek başına yatmaktadır. Paşa’nın eşi Fatma Sultan’ın (Vef:1553) kabri ise yazıtsız olarak türbenin solunda ve muvakkithanenin yanındadır.
Türbe, ziyarete kapalıdır. En son 1983 yılında, hayırsever bir vatandaşça restore edilmişse de devamlı kapalı kaldığından camları sıvaları yeniden bozulmuştur. Merkezi bir yerde olduğundan dolayı türbe restore edilip ziyarete açılabilir.
[1] Kanûnî Sultan Süleyman ve Türbesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için; Bknz. Kanûnî Sultan Süleyman Han ve Türbesi
[2] Yavuz Sultan Selim ve Türbesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için; Bknz. Yavuz Sultan Selim Han ve Türbesi
[3] Mimar Sinan ve Türbesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için, Bknz. Mimar Sinan ve Türbesi
79 views
KAPTAN-I DERYÂ HASAN HÜSNÜ PAŞA VE TÜRBESİ
10 Ağu
KAPTAN-I DERYÂ HASAN HÜSNÜ PAŞA VE TÜRBESİ
Türbe, Eyüp, Boyacı Sokak’ta bulunmaktadır.
Hasan Hüsnü Paşa, Sultan II. Abdülhamid[1] devri Bahriye Nazırlarındandır. 1832 yılında İstanbul’da doğdu. Bozcaadalı Patrona Hüseyin Paşa’nın oğludur. Deniz okulundan 1848 yılında Teğmen olarak mezun oldu. 12 Ocak 1881 ve 3 Aralık 1882 tarihlerinde olmak üzere iki defa Bahriye Nazırlığı yapmıştır. İkinci defa getirildiği Bahriye Nazırlığı görevini sürdürürken 27 Temmuz 1903 yılında vefat etti. Eyüp’te ve Kadıköy’de birer cami yaptırdı.
İki türbe odasından oluşan türbe binası dikdörtgen planlıdır. Bazı duvarları tuğla, moloz taş ile örtülmüş, üstleri sıvanmış, yalnız ön cephesi tamamen beyaz mermerden kaplanmıştır. Türbe odalarının her ikisinde de Boyacı Sokak’a bakan tarafında demir şebekeli büyük birer penceresi vardır. Türbenin kapısından bir koridora girilir. Türbenin sağında ve solunda iki oda bulunur. Bu odalar kare planlıdır. Dış kapının sağ tarafındaki odadaki ahşap sanduka Hasan Hüsnü Paşa’ya aittir. Bu sandukanın arkasında mermer bir lahit vardır. Bu lahtin baş taşında, Ankebut Sûresi’nden “Külli nefsün zaikat’ül-Mevt” (Her nefs ölümü tadacaktır) ayeti yazılıdır. Lahdin kapağı üzerinde de şu ibare yazılıdır.
“Merhum Bahriye Nazırı Bozcaadalı
Hasan Hüsnü Paşa’nın mahdumu
Amiral Mehmed Rüşdü Bozcalı
Ruhuna Fâtiha, Doğumu 1873
Vefatı 1966″
Dış kapının solundaki odada, etrafları ahşap oymalı, parmaklıklı altı sanduka vardır.
Türbede; sağ odada Hasan Hüsnü Paşa ve akrabası Amiral Mehmed Rüşdü Paşa’ya (Doğ:1873-Vef:1966) ait iki sanduka, soldaki odada ise Paşa’nın eşi ve çocuklarına ait altı sanduka vardır.
Türbe, ziyarete kapalıdır. Büyük onarıma ihtiyacı vardır.
[1] Sultan II. Abdülhamid ile ilgili ayrıntılı bilgi için; Bknz. Sultan II. Mahmud ve Türbesi
77 views
İSKENDER PAŞA VE TÜRBESİ
9 Ağu
Türbe, Beykoz, Kanlıca Mahallesi, Hisar Caddesi, İskender Paşa Camii avlusu, 115. ada, 2. parselde yer almaktadır.
İskender Paşa, Kanûnî Sultan Süleyman devri devlet adamlarındandır. “Magosa Fatihi” olarak tanınmıştır. 1570 yılında vefat etti. Beykoz’da, 1560 yılında, Mimar Sinan’a bir külliye yaptırdı. Külliye; cami, medrese, hamam ve türbeden oluşmaktadır. Ayrıca, Eğrikapı’da bir mektep ve Ayvansaray’da bir çeşme yaptırmıştır.
İskender Paşa Türbesi, 1571 yılında Mimar Sinan[1] tarafından inşâ edilmiştir. Dikdörtgen planlı olup, tamamen düzgün kesme taştan yapılmıştır. Düz bir çatı ile örtülüdür. Türbenin ön cephesinde kapı ve dört pencere, arka cephesinde beş pencere, yan cephelerinde ise üçer pencere yer alır. Kapısı basık kemerli, pencereleri parmaklıklıdır. 1850 yılında esaslı bir tamir gören türbenin üslûbu, XVl. yy.’ın üslûbuna uygun değildir. Sadece deniz tarafındaki kapı aslına uygundur. Türbe içte çok sade olup, süslemeleri yoktur. Türbede yer alan iki mermer lahitten, İskender Paşa’ya ait olanının üstünde “Merhûm / Gazi İskender / Paşa ruhûna / Fatiha” yazılıdır.
Türbede; İskender Paşa ve oğlu Ahmed Paşa medfundur.
Türbe ziyarete kapalıdır. Basit bir onarım yapıldıktan sonra ziyarete açılabilir.
[1] Mimar Sinan ve Türbesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için; Bknz. Mimar Sinan ve Türbesi
50 views
HÜSREV PAŞA VE TÜRBESİ
8 Ağu
Türbe, Fatih, Yenibahçe’de, Bâli Paşa Camii karşısında, 2076. ada, 3. parselde yer almaktadır.
Hüsrev Paşa, Kanûnî Sultan Süleyman[1] devri Vezirlerindendir. Aslen Bosna’lıdır. Sokollu ailesine mensuptur. Saray Okulu olan Enderun’da yetişti. Silahtar, Yeniçeri Ağası ve Mısır valisi olarak görev aldı. Daha sonra Vezirliğe yükseldi. Bir süre bu görevde bulunduktan sonra azledildi. Azledilmesini onuruna yedirememiş ve evine kapanmıştır. Hüsrev Paşa, 1545 yılında vefat etti. Daha sonra mezarının üstüne türbesi inşâ edildi. Hüsrev Paşa’nın Halep’te Mimar Sinan’a inşa ettirdiği bir külliyesi vardır.
Türbe, 1545 yılında Mimar Sinan’a[2] inşâ ettirilmiştir. Taş işçiliğinin şaheserlerindendir. Her cephesi Türk motifleri ile süslenmiştir. Sekizgen planlı olup, yapı tamamen kesme taştan yapılmıştır. Türbe köşeleri yarım sütunlarla yumuşatılmıştır. Kubbe, gövdenin üstünde yer alan geometrik zeminli ve üst saçağı dilimli, palmet sıralarından oluşan, yüksek bir kasnak üzerine oturmaktadır. Giriş cephesi hariç, diğer cephelerde altlı-üstlü pencereler açılmıştır. Alttaki pencereler dikdörtgen söveli, üsttekiler sivri kemerlidir. Giriş cephesinde, daha önceden mevcut olan (bugün yoktur) dikdörtgen planlı bir revak nedeniyle ikinci kat penceresi bulunmamaktadır.
Türbenin giriş kısmı haraptır. Kırmızı-beyaz kilit taşlarından yapılmış, yayvan kemerin altında türbenin kapısı vardır. Bu kemeri, daha yüksek ve üst kısmı dilimli bir Bursa kemeri çevirmektedir. Bu kemerle, birinci kemer arasındaki kısmımda 1545 tarihli bir kitabe yer almaktadır. Esas kitabenin üstünde tek satır halinde; “Mezâr-ı Hüsrev Paşa, Rahmetu’llâhi aleyh” yazmaktadır. İki satır halinde, dört mısradan oluşan rumî bezemeli Türkçe kitabe ise şöyledir; “Hak kıyametde inayet eylesûn / Mustafa ânâ şefa’at eyleyüb” Türbeye, basit bir ahşap kapıdan girilmektedir. Türbenin içindeki mermer şebeklerden yalnızca birisi günümüze kadar gelmiştir. Kubbe ortasında kalem işi bir madalyon bulunmaktadır. Türbenin içindeki sandukalar bir yangın neticesinde yanmıştır. Şu anda türbenin içi boştur.
Türbede; Hüsrev Paşa, İlyas Reis ve Hızır Reis medfundur.
Türbe ziyarete kapalıdır. Hiç onarılmamış olup, büyük bir onarıma ihtiyacı vardır.
[1] Kanûnî Sultan Süleyman ve Türbesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için; Bknz. Kanûnî Sultan Süleyman Han ve Türbesı
[2] Mimar Sinan ve Türbesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için; Bknz. Mimar Sinan ve Türbesi
30 views
HÜSREV MEHMED PAŞA VE TÜRBESİ
7 Ağu
Türbe, Eyüp, Bostan İskelesi Sokak’ta, Adile Sultan ile Prens Sabahaddin Türbesi arasında, 50. ada, 17. parselde yer almaktadır.
Hüsrev Mehmed Paşa, Sultan II. Mahmud[1] devri Sadrazamlarındandır. 1756 yılında doğdu. Firarîzâde Said Efendi’nin kölesi iken Saray Okulu olan Enderun’a verildi ve burada yetişti. Daha sonra Küçük Hüseyin Paşa’ya, Kaptan-ı Deryâlığında Mühürdar ve Kethüdâ oldu. 1800 yılında Mirimiranlığa yükselerek pekçok vilayette görev aldı. 1811 ve 1822 senelerinde olmak üzere iki defa Kaptan-ı Deryâ oldu. İkinci Kaptan-ı Deryâlığı sırasında Mora’nın doğusundaki İpsara Adası’nı fethetti. Sonra Serasker oldu. 1837 senesinde Yüce Meclis Reisi, 1839 yılında ise Sadrazam oldu. Bundan sonra bazı görevlerde bulunduktan sonra 2 Mart 1855 tarihinde vefat etti. Cenaze namazı Eyüp Camii’nde kılındıktan sonra türbesine defnedildi. Hüsrev Paşa, 1834 senesinde Kocamustafapaşa Tekkesi’ni yeniden yaptırdı. 1839 senesinde, Eyüp’te, kendi adıyla anılan bir külliye yaptırdı. Bu külliye; tekke, kütüphane, türbe ve çeşmeden ibarettir.
Türbe, 1839 yılında Hüsrev Paşa’nın sağlığında, kendisi tarafından yaptırılmıştır. Kare planlı ve kubbeli bir yapıdır. Tamamen mermerle kaplı cephe, Ampir üslûbunun özelliklerini taşır. Dökümden mamül pencere şebekeleri motiflidir. Türbeye, Boyacı Sokak’ta bulunan büyük kapıdan girilerek gidilmektedir. Kapıdan, küçük bir koridora girilmektedir. Sol tarafta Kaptan-ı Deryâ Halil Rıfat Paşa Türbesi[2] ve türbedar odası bulunmaktadır. Kapının sağ tarafında ve yanyana üç oda vardır ki, pencereleri sokağa bakmaktadır. Kapı ve odaların cephesi küfeki taşı ile kaplanmıştır. Türbenin içinde, duvarlarda ve kubbede kalem işi motifler vardır.
Türbede; Hüsrev Mehmed Paşa tek başına yatmaktadır.
Türbe, ziyarete kapalıdır. Küçük bir onarıma ihtiyacı vardır.
[1] Sultan II. Mahmud ve Türbesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için; Bknz. Sultan II. Mahmud ve Türbesi
[2] Kaptan-ı Derya Halil Rıfat Paşa ile ilgili ayrıntılı bilgi için; Bknz. Prens Sabahaddin ve Türbesi
36 views
HUBBİ HATUN VE TÜRBESİ
7 Ağu
Türbe, Eyüp, Tabakhane mevkii, Defterdar Caddesi üzeri, 65. ada, 10. parselde yer almaktadır.
Ayşe Hubbi Hatun, Beşiktaşlı Yahya Efendi’nin[1] torunu, Akşemseddinzâde Şemsi Efendi’nin eşi, Sultan II. Selim’in nedimesidir. İyiliksever ve şair olan Hubbi Hatun’un, Saray’da büyük nüfusu vardı. Sultan II. Selim ve III. Murad devrinin Şüera Tezkereleri’ne geçmiş kadın şairlerin en tanınmışıdır. Şiirleri çok güzel olup, gazelleri, kasideleri ve mesnevîleri vardır. 1589 senesinde vefat etti.
Türbe, kesme taştan inşâ edilmiş olup, sekizgen planlıdır. Sekizgen kasnak üzerinde, kurşun kaplı bir kubbe bulunur. Tahta kapısı üzerinde kitabe yeri bırakılmıştır. Kapının bulunduğu yüzey hariç, diğer yüzeylerde altta birer pencere, üstte ise birer yüzey atlayarak pencereler açılmıştır. Alt pencerelerin sivri kemerli pencere alınlıkları, yanyana ve üstüste altıgenlerin sıralanmasından meydana gelmiş, geometrik taş dolguludur. Türbenin içindeki tek süsleme öğesi, renkli kalem işleriyle süslü iç kubbesidir.
Türbede; Ayşe Hubbi Hatun ve kimliği bilinmeyen bir kişiye ait olmak üzere toplam iki sanduka bulunmaktadır.
Türbe ziyarete kapalıdır. Hiç onarılmamış olup küçük bir onarum gerekmektedir.
[1] Beşiktaşlı Yahya Efendi ve Türbesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için; Bknz. Şeyh Yahya Efendi ve Türbesi
43 views
Oruç Baba Türbesi
6 Ağu
![21814[1]](http://www.turbeler.com/wp-content/uploads/2011/08/218141-195x300.gif)
786 views
HEKİMOĞLU ALİ PAŞA VE TÜRBESİ
6 Ağu
Türbe, Cerrahpaşa semtinde, Hekimoğlu Ali Paşa Külliyesi içinde olup, 1160. ada, 127. parselde yer almaktadır.
Hekimoğlu Ali Paşa, Sultan I. Mahmud[1] ve Sultan III. Osman[2] devri Sadrazamlarındandır. Çok başarılı bir devlet adamı olup, üç kez sadrazamlık görevinde bulundu. 1689 yılında doğdu. Hekimbaşı Venedikli Nuh Efendi’nin oğludur. Asıl adı Ali Alî’dir. Tahsil ve terbiyesine son derece itina edildi. Sultan III. Ahmed[3] zamanında saraya alındı. 1719 senesinde Beylerbeyi oldu. 1722 yılında Adana Valisi ve 1724 senesinde Halep Valisi oldu. 1725 senesinde Anadolu Beylerbeyi ve daha sonra Şark Serdarı ile Tebriz muhafızı tayin edildi (1726). 1729 yılında Diyarbakır Valisi oldu. 1730 yılında ikinci defa Serdar oldu. 12 Mart 1732 tarihinde Sadrazamlık görevine tayin edildi. 1733 yılında Ali Paşa, Sadrazamlıktan azledildi. Bir sene sonra Bosna Valisi oldu. Burada, üç sene büyük Avusturya kuvvetlerinin şiddetli hücumlarına karşı kahramanca savaştı. Eli silah tutan bütün Bosnalıları gönüllü olarak topladı ve Avusturya Kralı’na karşı 4 Ağustos 1737 tarihinde büyük bir zafer kazandı. 21 Nisan 1742 tarihinde ikinci defa Sadrazam oldu. Sadrazamlık görevinden, bir süre sonra alındı ve 1744 yılında tekrar Bosna Valisi, 1745 senesinde Halep Valisi, aynı sene içinde Şark Serdarlığı’na tayin edildi. 1754 yılında Anadolu Beylerbeyliği’ne getirildi. 16 Şubat 1755 tarihinde, Sultan III. Osman tarafından Sadrazamlığa tayin edildi. Silahtar Ali Ağa’nın entrikaları ile hükümdarın gözünden düştü ve Sadrazamlıktan azledildi. 1755 yılında Mısır Valiliği’ne tayin edildi ve 1756’da Anadolu Beylerbeyi oldu. Hekimoğlu Ali Paşa, zehirletilerek 14 Ağustos 1758 tarihinde Kütahya’da şehid edildi. Ölürken, İstanbul’da, kendi yaptırmış olduğu caminin yanında bulunan türbesine defnedilmesini vasiyet etmiştir. Kütahya’da geçici olarak cenazesi defnedildi. Daha sonra fermanla, naaşı İstanbul’a getirildi ve türbesine defnedildi. Cömertliğinin yanında, sanatsever, bilgili, zarif bir kişi olarak tanınmıştır. Âli mahlâsıyla yazdığı şiirleri vardır. Hekimoğlu Ali Paşa, 1732-34 yılları arasında kendi adını taşıyan bir külliye yaptırmıştır.
Türbe, Hekimoğlu Ali Paşa Külliyesi içindedir. Külliye; cami, sebil, çeşme, şadırvandan meydana gelmiştir. Türbe, 1732-34 yılları arasında külliye ile birlikte Mimar Mustafa Ağa ve yardımcısı Simon Kalfa tarafından yapılmıştır. Dikdörtgen planlı, tromplu iki kubbe ile örtülü bir yapıdır. Türbenin kuzey cephesi belirli bir yüksekliğe kadar mermerle kaplanmış olup, caddeye bakmaktadır. Bu cephede dört pencere ile bir çeşme yer alır. Bu çeşme kitabesinde şunlar yazmaktadır;
“Sir-i âb-ı münferid edsün Ali Paşa’yı Hak
Kim binâ etmiş idi bu çeşme-i duhteri
Muhterik olmuş iken ihrâkta tecdid edüb
Lütf-i Sultân cihân Abdülhamid verdi feri
Düşdi câyında refia masra-i tarih âna
Gel elinden iç Ali’nin âb-ı nâb-i kevseri – 1197″ (M.1784)
Çeşmenin büyük kemerinin iki yanındaki küçük çeşmelerden batısındakinde; “Ve sekahum Rabbahum şaraben tahura” (Kıyamet gününde cennetde Allah temiz bir içecek içirdi) ayeti, doğusundakinde; “Ve min el-mâ-i külli şey’in hay” (Her şeyi sudan yarattık) ayeti yazılıdır. Yine bu cephenin en doğusundaki sivri kemerli iki pencerenin üstündeki kitabede ise şunlar yazıldır;
“Haydari razmi guza hatem-i bezm-i vüzerâ
Şemsine devlet guza bu âli şir-i benam
Geçdi dîvan-ı fenâdan hiçe ferman-i fermân
Var mı böyle anılur hayrile tâ rûz-i kıyâm
Hafziya bir bulunur böyle güzîde tarih
Sadr-ı âli Ali Paşa’ya cinân oldu makâm – 1171″ (M.1757-58)
Türbenin avlu cephesinde orjinalliği bilinmeyen, bugün ortada kalmış bir revak bulunur. Türbeye giriş sade bir kapı ile sağlanır. İçerde duvarlar sıva ile kaplı olup, fazla bir süsleme yoktur. Kubbeye geçiş tromplarla sağlanmıştır. Bu trompların altları mukarnas konsollu olup, yanlarında kalan satıhlara; “Allah”, “Muhammed”, “Ebubekir”, “Ömer”, “Osman”, “Ali”, “Hasan” ve “Hüseyin” yazılı madalyonlar işlenmiştir.
Türbede toplam ondört kişi medfundur. Doğudaki kubbenin altında Hekimoğlu Ali Paşa ile ailesinden kimliği bilinmeyen altı kişiye ait olmak üzere toplam yedi sanduka bulunur. Batıdaki kubbenin altında ise; Şeyh Abdal ve onu izleyen şeyhlerden Şeyh İbrahim, Şeyh Hasan, Aşkî Dede ve Şeyh Rıza ile kimliği bilinmeyen iki kişiye ait olmak üzere toplam yedi sanduka bulunur.
Türbe ziyarete kapalıdır. Cami cemaati tarafından onarılmıştır. Küçük onarımı gerekmektedir. İç düzenlemesi yapıldığı taktirde ziyarete açılabilir.
[1] Sultan I. Mahmud ile ilgili ayrıntılı bilgi için; Bknz. Hatice Turhan Valide Sultan ve Türbesi
[2] Sultan III. Osman ile ilgili ayrıntılı bilgi için; Bknz. Hatice Turhan Valide Sultan ve Türbesi
[3] Sultan III. Ahmed ile ilgili ayrıntılı bilgi için; Bknz. Hatice Turhan Valide Sultan ve Türbesi
67 views
HAVATİN (KADINLAR) TÜRBESİ
5 Ağu
Türbe, Eminönü, Yeni Cami haziresinde, Hatice Turhan Valide Sultan Türbesi’ne bitişik olup, 384. ada, 156. parselde yer almaktadır.
Zamanla, Hanedan mensubu şehzade ve sultanların ölümlerinden sonra kendilerine uygun mezar yeri bulunamadığından, Hatice Turhan Sultan Türbesi’ne[1] bitişik iki türbe daha yapılmıştır. Bunlardan birine Havatin (Kadınlar) Türbesi, diğerine Cedid Havatin Türbesi[2] denilmiştir.
Havatin Türbesi, Hatice Turhan Sultan Türbesi’nin batı kenarında olup, kare planlı ve kubbeli bir yapıdır. Burası Darülkurra olarak yapılmış, sonradan türbeye çevrilmiştir. Kitabesi olmadığından dolayı inşâ tarihi belli değildir. Ancak içindeki sandukalardan en eskisi 1845 tarihlidir. Tamamen kesme taştan yapılmıştır. Kubbesinde ve duvarlarda restorasyon sırasında orjinal malakari süslemeler bulunurak, orjinaline uygun olarak restore edilmiştir. Sandukalar kadife üzerine gümüş simlerle işlenmiş puşîdelerle örtülmüştür.
Türbede onyedi sanduka bulunmaktadır. Burada, Sultan Abdülmecid’in[3] kadınları, kızları ve şehzadeleri ile Sultan Abdülaziz’in[4] torunu medfundur.
Düzidil Kadın: Sultan Abdülmecid’in III. kadını (Vef:1845)
Nerkizu Hanım: Sultan Abdülmecid’in IV. ikbali (Vef:1847)
Nükhetseza Hanım: Sultan Abdülmecid’in ikbali (Vef:1849)
Gülcemal Kadın: Sultan Abdülmecid’in IV. kadını ve Sultan V. Mehmed Reşad’ın annesi (Vef:1851)
Behiye Sultan: Sultan Abdülmecid’in kızı (Vef:1846).
Mehmed Fuad Efendi: Sultan Abdülmecid’in oğlu (Vef:1847).
Mehmed Abidin Efendi: Sultan Abdülmecid’in oğlu (Vef:1847).
Sabiha Sultan: Sultan Abdülmecid’in kızı (Vef:1848).
Hasan Bedreddin Bey: Sultan Abdülaziz’in kızı Esma Sultan’ın oğlu (Vef:1908).
Mukbile Sultan: Sultan Abdülmecid’in kızı (Vef:1849).
Refia Sultan: Sultan Abdülmecid’in kızı (Vef:1879).
Ahmed Efendi: Sultan Abdülmecid’in oğlu (Vef:1845).
Mehmed Vamık Efendi: Sultan Abdülmecid’in oğlu (Vef:1849).
Nizameddin Efendi: Sultan Abdülmecid’in oğlu (Vef:1852).
Nazmiye Sultan: Sultan Abdülmecid’in kızı (Vef:1846).
Türbe, ziyarete açıktır. Büyük çaplı onarımı, Kültür Bakanlığı tarafından, küçük onarımları da Türbeleri Koruma ve Yaşatma Derneği tarafından yapılarak 1997 yılının Ocak ayında halkımızın ziyaretine açılmıştır.
[1] Hatice Turhan Valide Sultan ve Türbesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için; Bknz. Hatice Turhan Valide Sultan ve Türbesi
[2] Cedid Havatin Türbesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için; Bknz. Cedid Havatin Türbesi
[3] Sultan Abdülmecid ve Türbesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için; Bknz. Sultan Abdülmecid ve Türbesi
[4] Sultan Abdülaziz ile ilgili ayrıntılı bilgi için; Bknz. Sultan II. Mahmud ve Türbesi
33 views
HATTAT MUSTAFA RÂKIM EFENDİ VE TÜRBESİ
4 Ağu
Türbe, Fatih, Karagümrük, Atik Ali Caddesi, Atik Ali Camii karşısı, 1362. ada ve 6. parselde yer almaktadır.
Mustafa Rakım, Türk hat sanatının en değerli şahsiyetlerinden biridir. Mehmed Kaptan adında bir zatın oğlu olup, 1757 yılında Ünye’de dünyaya geldi. Kendisi yine meşhur bir hattat olan İsmail Zühtü Efendi’nin kardeşidir. Çocukken ağabeyi ile İstanbul’a gelmiş, bir yandan medrese tahsilini sürdürürken, bir yandan da hat öğrenmeye başlamıştır. Hocaları, ağabeyi İsmail Zühtü Efendi ile Eğrikapılı Mehmed Rasim Efendi’nin yetiştirdiği Derviş Ali Efendi’dir. Oniki yaşında iken icâzetini aldı. Hat sanatında ilerledikten sonra, ileri gelen ailelerin çocuklarına ders vermeye başladı. Bir taraftan da resim yapıyordu. Sultan III. Selim[1] tahta çıktığı zaman onun bir resmini yaparak, kendisine takdim etmiş, bu resmi çok beğenen padişah Râkım Efendi’ye Müderrislik pâyesini vermiştir. Bu yoldan Sarayda nüfuz edinen Râkım Efendi, Şehzade Mahmud’un yazı hocası oldu. Onun sayesinde Sultan II. Mahmud[2] padişahlar arasında en iyi hattatlaran biri haline gelmiştir. Sultan II. Mahmud hocasına büyük hayranlık duyuyor, Saraya gelip, gidişinde ona hediyeler veriyordu. Bu arada kendi adına bastırdığı paranın resmini yapmayı da vazife olarak ona verdi. Râkım Efendi gördüğü büyük itibar sayesinde, 1809′da Molla payesiyle İzmir, 1814′de Edirne, 1816′da Mekke, 1818′de İstanbul Kadılığı’na ve 1823 yılında da Anadolu Kazaskerliği’ne tayin edildi. Hattat Mustafa Râkım Efendi, 26 Mart 1826 tarihinde İstanbul’da vefat etti.
Râkım Efendi, hat sanatında hocası ve ağabeyi İsmail Zühtü Efendi’nin yolundan yürümüş, fakat onun ölümünden sonra kendisine mahsus yazı üslûbuyla eser vermeye başlamıştır. Mustafa Râkım Efendi, ayrıca Osmanlı Tuğrası’nı da derleyip toplayarak, ölçülü bir şekil vermiştir. Ayrıca, Sultan III. Selim, Sultan IV. Mustafa ve Sultan II. Mahmud için yaptığı Tuğralarda kendisinden sonra değişmeyecek olan Tuğra biçimini ortaya koymuştur. Mustafa Râkım Efendi’nin, bıraktığı eserler arasında birçok cami, mimarî abidenin kitabesi, mezartaşı kitabeleri, kıt’alar, türlü levhalar vardır. Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde latif bir hilyesi vardır. Topkapı Sarayı’nda, Sultan IV. Mustafa ve Sultan II. Mahmud Tuğraları devrinin süslemesi ile görülmektedir. Sultan II. Mahmud’un annesi Nakşidil Valide Sultan Türbesi’nin[3] kapılarında ve içindeki kuşak yazılar Râkım Efendi’nin şaheserleri sayılır. Ayrıca, Tophane’deki Nusretiye Camii’nin kuşak yazılarını da o yazmıştır. Eski Cihangir Camii’nin yazılarını da o yazmış olup, bu yazılar cami ile beraber yanmıştır. Üstadın, Talik hatla yazdığı yazıları da vardır. Zeynep Sultan Camii arkasındaki çeşmenin kitabesi ve Miskinler tekkesi kitabesi bunlardandır.
Türbe, medrese ile birlikte 1826 yılında yapılmış olmalıdır. Kare planlı olup, avlu cephesindeki duvarlar bir sıra taş, iki sıra tuğla ile almaşık olarak örülmüştür. Sokak cephesindeki duvarları ise kesme taştan yapılmıştır. Kubbe kasnaksız olarak duvarlara oturmaktadır. Türbenin kuzeydoğu cephesinde Celi Sülüs hat ile yazılmış mermer bir kitabe vardır. Kitabede şunlar yazılıdır; “Sabıka sadr-ı Anadolu ve hazini kelamül rabani Hattat Mustafa Râkım Efendi ruhiçün Fatiha 1241 (M.1826) Ketebehu Mustafa Rakım”. Sanki kendisi tarafından yazılmış olduğu izlenimi veriyorsa da, onun ölümünden sonra öğrencisi Haşim Efendi tarafından yazılmıştır. Sokak cephesinde üç penceresinin üstünü sınırlayan bir kitabe levhası daha vardır. Yazı, simetri ekseni üstünde yerleştirilen bir madalyon ve bir çelenkle taçlandırılmıştır. Türbe içte sadedir.
Türbede; Mustafa Râkım Efendi ve öğrencisi Haşim Efendi’ye (Vef:1845) ait iki sanduka vardır.
Türbe ziyarete kapalıdır. Harap vaziyette olan türbe bugün bekçi evi olarak kullanılan medrese ile birlikte onarıma ihtiyaç duymaktadır.
[1] Sultan III. Selim ile ilgili ayrıntılı bilgi için; Bknz. Sultan III. Mustafa ve Sultan III. Selim Türbesi
[2] Sultan II. Mahmud ve Türbesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için; Bknz. Sultan II. Mahmud ve Türbesi
[3] Nakşidil Valide Sultan ve Türbesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için, Bknz. Nakşidil Valide Sultan ve Türbesi
28 views

